Ayaş Domatesi, Kemer Patlıcanı Ve Yanlış Bilinenler
  • Ana Sayfa
  • Ayaş Domatesi, Kemer Patlıcanı Ve Yanlış Bilinenler

Ayaş domatesi, Çanakkale domatesi ya da Kemer Patlıcanı, Adana ve Diyarbakır karpuzları veya Ankara kavunu, Kırkağaç kavunu bizim ülkemize has açıktan tozlanan ve hibrit olmayan yerel sebze çeşitlerimizdir. Dolayısıyla bu tipler açıktan (serbest, doğal) tozlandıkları için yani tarlaya dikilen bitkilerden tohum alındığı zaman ertesi yıl aynı şekilde yeniden dikildiklerinde başarılı bir şekilde üretim yapılabilecek yerel çeşitlerdir. Ayaş domatesi ya da Diyarbakır karpuzu gibi yerel çeşitlerin en önemli özellikleri ise ülkemize has özellikte yerel sebze çeşitleri olmalarıdır. Bu konuda herkes hem fikirdir.

Fakat yerli çeşitlerin bazı özellikleri pazarda uzun süre rafta kalmalarını ve yılın belli mevsimlerinde yetiştirilmelerini engellemektedir. Bu yerel çeşitler sadece yaz aylarında Nisan-Ekim arasında açık alanda yani açık tarlada ya da seralarda yetiştirilebilirler. Kullanılan tohumları çiftçiler her yıl en iyi bitkilerden seçerek aldıkları için tohuma para vermezler. Bu çeşitlerin tat ve aromaları iyi olsa da pazarda satıldıktan sonra ya da hasat edildikten sonra uzun süre tüketici tarafından alınmayı bekleyemezler. Yani raf ömürleri kısadır ve özellikle domateslerde (pembe domates, Ayaş Domatesi, Çanakkale Domatesi) hasat edildikten sonra 1-2 gün içinde tüketilmeleri gerekir. Yine Diyarbakır karpuzu çok büyük olmasına rağmen pazara nakledilirken hızlı bir şekilde içten çürümeye başlayabilir.

Demre Sivrisi ya da Yalova çorbacı gibi biber çeşitlerinin ise hem tarlaya fazla miktarda dikilmeleri gerekir hem de bir ya da en fazla iki hasattan sonra bitkiler yeterli ürün vermezler. Dolayısıyla yerel sebze çeşitlerimizin görünüşte tat ve aromaları yüksek, çifti için tohum maliyeti sıfır gibi gözükmesine rağmen tüketim ve pazarlama açısından olumsuz yönleri vardır. Bu çeşitler nakliyeye dayanıksız, verim ve kalitesi düşük ve raf ömürleri de son derece kısa çeşitlerdir.

Yerel çeşitler sadece ilkbahar döneminde yetiştirildikleri ve yılın geri kalan 8-9 ayında (Ekim-Mayıs) yetiştiricilik olmadığı için gerekli olan sebze ihtiyacını karşılamada yeterli değillerdir. Yerel çeşitler uzun yıllardan beri her yıl çiftçi tarafından tarlada en iyi bitkilerden seçilen tohumlardan gelen tohumlar olduğu için bazı hastalık ve zararlılara ve kurak ve sıcak koşullara dayanıklıdırlar. Fakat özellikle hibrit tohumların avantajlı yönleri olan; yüksek verim, üstün kalite, uzun raf ömrü, turfanda yetiştiriciliğe uygunluk, birim alanda yüksek verim, stabil ve düzenli verim, soğuğa, sıcağa, kuraklığa yüksek tolerans gibi özellikler yerel çeşitlerde yeterli değildir ve fazla sayıda insanın beslenmesi için hibrit tohumların kullanımı gereklidir.

1950 yılından sonra tüm dünyada hibrit tohumların kullanılmasıyla birçok ülkede pek çok insan ilk defa sebze tüketebilmiştir. Türkiye’de eskiden kışın sebze tüketimi yokken 1970’li yıllardan itibaren hibrit sebze tohumlarının kullanımı ile sebze üretimi ve tüketimi artmış ve ülkemizin her bölgesinde her mevsim ihtiyaç olan sebzeler yeterli düzeyde sağlanabilmiştir.

Hibrit tohumlar ile yerel açıktan tozlanan tohumlar aslında aynı mekanizma ile tohum oluştururlar. Demre sivrisi gibi ya da kemer patlıcanı gibi yerel çeşitlerimi arazi koşullarında arı ve rüzgarın etkisiyle çiçeklerinde çiçek tozları yani polenler dökülür ve yine aynı çiçek üzerinde dişicik tepesini dölleyerek tohum oluşumu sağlar. Hibrit tohumda ise tozlama işi insanlar tarafından elle yapılır. Yurt içi ve yurt dışı değişik kaynaklardan toplanan domates, biber ya da kavun, karpuz vb. materyaller 3-4 yıl süreyle kendi tozlarıyla tozlanır ve her yıl içlerinden en iyileri seçilir. Sonra en iyiler arasından ikisi seçilerek biri ana biri baba olarak belirlenir ve birbiriyle melezlenir. Elde edilen tohumlar hibrit (melez) tohumlardır. Bu tohumlar saflaşan ve seçilen en iyi materyaller arasında yapılan melezlemeden elde edildiği için üstün verim, kalite, raf ömrü gibi özellikler ve sera ya da açık tarlaya dikildiklerinde üstün performans gösterirler. Yerel çeşitlerin gelişmediği kış aylarında başarılı bir şekilde gelişip büyürler. Hibrit çeşitlerin geliştirilmesinde ülkemizde yetiştiriciliği yapılan yerel biber, domates, karpuz materyalleri kullanılabileceği gibi yabani materyaller de kullanılabilir. Dolayısıyla hibrit çeşitler hibrit tohumlar öcü ya da genetiği değiştirilmiş tohumlar değillerdir ve sağlıklı ve güvenli tohumlardır. Onların üstünlüğü gelişmiş özelliklere sahip ana ve baba hatların melezlenmesi sonucunda elde edilmiş olmalarıdır.

Hibrit tohumların her yıl ana ve baba hatlarından yeniden elde edilmeleri gerektiği için belli bir maliyeti vardır. Yerel tohumlar gibi bedavadan elde edilemez ve belirli bir araştırma ve geliştirme çalışması sonucu elde edilirler ve satıldıklarında toplam üretim maliyetinin %10-20’si gibi belirli bir değerle satılırlar. Bu oran ve fiyat çeşide ve tipe göre değişkenlik gösterebilir. Bu tohumları kullanan çiftçiler ise yüksek bir üretim ve verim elde edecekleri için karlı çıkarlar. Hibrit tohumların yani F1’lerin tohumları tekrar alınıp yetiştiricilikte kullanılmak istenirse bu tohumlardan F2 tohumları ele edilebilir. F2 tohumları kısır ya da tohum vermez değillerdir. Elde edilen F2 tohumları F1 kadar yüksek verimli değillerdir. F2’ler ana ve baba hattın içinden çıkan farklı tipler olduğu için yüksek verim ve kalite vermezler ve yerel çeşitler gibi her mevsim ve her koşulda yetiştirilemezler: Dolayısıyla da üretimde kullanılabilmelerine rağmen F2 tohumlarının yerine daha yüksek verim ve kalite veren F1 tohumları yeniden alınarak üretimde kullanılırlar.

Sonuçlar

-Yerel çeşitler (Ayaş Domatesi, Yalova Sivri biber, Ankara Kavunu vb.) yoğun ticari üretimde gerekli olan ihtiyacı karşılayamaz.

-Yerel çeşitler ülkemize yerli firmalar tarafından hibrit tohum geliştirmek için ana veya baba olarak kullanılmaktadır.

-Yerel çeşitlerin kaybolmasının engellenmesi sadece yazın bu çeşitleri yaygın kullanmakla olmaz. Yerel çeşitlerin korunması gen bankaları ya da dolaylı olarak yerli firmaların bu çeşitleri bünyelerinde muhafaza etmeleri ile olur. Çünkü yerel çeşitler o ülkeye adapte olmuş çeşitler olduğu için her zaman üretimde yaygın kullanılmasa bile genetik kaynak olarak muhafaza edilmelidir.

-Hibrit çeşitler yüksek verim ve kalite uzun raf ömrü, hastalık ve zararlılara dayanıklılık sağlarlar. Yerel tohumların raf ömrü kısa olduğu için ihracata gönderilemezler.

-Hibrit tohumlardan elde edilen tohumlar kısır değillerdir. Üretimde yeterli verim ve ürün sağlayamadıkları için tercih edilememektedirler. Bazı üreticiler ticari çeşitlerin F2 tohumlarını kullanarak F1’den daha iyi verim sağlayabilmektedirler.

-Hibrit tohumlar insanlara zararlı değillerdir. Kısırlığa neden olmak gibi etkileri tamamen yanlış ve hatalı bir söylemdir.

-Hibrit tohumlar sayesinde insanlar sebzeyi yılın her mevsiminde tüketebilme imkanına kavuşmuştur.

-Bilinenin aksine hibrit tohumlar yüksek su, elektrik ve ilaç gerektirmezler. Yerel çeşitler açık tarlada sulama ya da kavunda olduğu gibi bazı sebze türlerinde sulama yapılmadan ya da salma sulama ile yetiştirilir, gübre damlama sulama ile verilmez. Hibrit çeşitler birçok hastalık ve zararlıya dayanıklı oldukları için bu tohumlarla yapılan yetiştiricilikte ilaç kullanımı azdır.

-Hibrit tohumlar bir teknoloji ve ileri bitki ıslahı tekniğidir ve insanlara kesinlikle zararlı değildir.

-Yerel çeşitler ülkemizde muhafaza edilmelidir. Ama üretimde üstün özellik (yüksek verim, kalite, raf ömrü, hastalık dayanımı vb. ) gösteren bitki türlerinde hibrit tohumlar, hibrit tohum olmadan yetiştirilebilen marul, buğday gibi türlerde stadart tohum yeterli üretimi ve verimi sağladığı için başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

-Yerel çeşitler hibrit tohum üretiminde anaç olarak kullanılabilir ve böylelikle hem yerel çeşide benzeyen hibrit tohumlar geliştirilir hem de yerel çeşitlerin istenmeyen özellikleri ıslah edilmiş olur.

-Marul, buğday, arpa, yem bitkileri gibi birçok bitki türünde de hibrit yerine standart çeşitler kullanıldığı da unutulmamalıdır.

-Hibrit çeşit geliştirilmesi ve ihtiyacı bitki türüne göre değişiklik göstermektedir.

 

Dr. Ercan ÖZKAYNAK, Ar-Ge Müdürü

Diğer Gönderiler